Connect with us

Bilişim Hukuku

Bilişim Hukuku

Avatar

Published

on

Elektronik ortamlarda gerçekleştirilen her türlü paylaşımın hukuk normlarında sınıflandırılması, paylaşımların sebep ve sonuçları ile bu ortamlarda meydana gelen hukuka aykırı fiillere ilişkin yaptırımların tanımlandığı mevzuatın tamamına verilen bir isimdir. Bir başka deyişle elektronik ortamdaki hukuki ilişkileri düzenleyen ve belli bir yaptırım gücüne tabi kılan hukuk kurallarıdır. 1983 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu uzmanlar Komisyonu tarafından yapılan tanımına göre ise; “Bilgileri otomatik işleme tabi tutan veya verilerin nakline yarayan bir sistemde, gayri kanuni, gayri ahlaki veya yetki dışı gerçekleştirilen her türlü davranıştır.”

Aslında Bilişim Hukuku, bünyesinde birçok farklı hukuk dalını barındırması ve birçok hukuk dalı ile iç içe geçmesi nedeniyle çoklu disiplinler-arası, yaşayan bir hukuk dalıdır. Hukuk sistemimiz genel manada sitatik bir yapıya sahip olmasına rağmen bilişim hukuku ve bu hukuk dalından etkilenen hukuk normları dinamik bir yapıya sahiptir. Bu maksatla, globalleşen dünyada ve baş döndürücü bir hızla değişim/gelişim gösteren teknolojik gelişmeler karşısında mevcut yasal düzenlemeler her zaman ihtiyaca cevap veremediğinden yenilenmeli ve yeni düzene adapte edilmelidir.

Bilişim hukukunu ilgilendiren bilişim suçlarının kaynağı internettir. İnternet ise tüm dünyayı elektronik olarak birbirine bağlayan bir aracıdır. Bu yüzden bilişim suçlarının sonuçları evrensel olduğundan tüm dünya devletleri, bilişim suçları ile mücadelede iş birliğine gitmek zorundadır. Bu anlamda 2003 yılında ABD tarafından yayınlanan “Güvenli Siber Uzay” belgesi dünya çapında siber güvenlik politikası ve strateji geliştirme konusunda öncü olmuştur. Bununla birlikte diğer ülkelerde benzer nitelikte düzenlemeler yaparak hukuk sistemlerine adapte etmiştir.

Ülkemizde ise bilgisayar ve internet kullanımı 2020 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %79,0 ve %90,7 iken 2021 yılında sırasıyla %82,6 ve %92,0 olmuştur. Tüm dünya ile paralel olarak ülkemizde de bu alanda gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır.

Bu anlamda bünyesinde, Bilişim Hukukunu ilgilendiren hukuk normları bulunduran mevzuatlara örnek olarak;

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu,
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu,
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun,
  • 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu,
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gösterilebilir.
Hacker prints a code on a laptop keyboard to break into a cyberspace

Doğrudan internet ortamını düzenleyen mevzuatlar ise;

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu,
  • 6698 sayılı KVKK,
  • 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu,
  • 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun,
  • 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu,
  • 5369 Sayılı Evrensel Hizmet Kanunu örnek olarak gösterilebilir.

            Kısacası bilinen diğer hukuk dallarının hemen hemen hepsinin bilişim hukuku ile doğrudan ya da dolaylı olarak bir ilişkisi mevcuttur.

Bilişim teknolojilerinin sosyal hayatta kullanımının yaygınlaşması toplumsal ve teknolojik fayda sağlamakla beraber, kötüye kullanımı çeşitli zararlar doğurmaktadır. Bu anlamda meydana gelebilecek bilişim suçları ile ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda çeşitli düzenlemeler yer almaktadır. TCK madde 243’te Bilişim Sistemine Girme Suçu, madde 244’te Sistemi Engelleme, Bozma Verileri Yok Etme veya Değiştirme suçu, madde 245’te ise Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması suçu yaptırıma bağlanmıştır.

handcuffs with judge on desk

Bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen ve Türk Ceza Kanununda yaptırıma bağlanan diğer suçlara örnek olarak ise; Haberleşmenin Engellenmesi, Hakaret, Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali, Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Kişisel Verilerin Kaydedilmesi, Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verilmesi Veya Ele Geçirilmesi, Verileri Yok Etmeme, Nitelikli Hırsızlık Ve Dolandırıcılıkta Bilişim Sistemlerinin Kullanılması, Uyuşturucu Ve Uyarıcı Madde Kullanımının Kolaylaştırılması, Suç İşleme Amacıyla Örgüt Kurma, Müstehcenlik, Göreve İlişkin Sırları Açıklama, İftira, Halkı Askerlikten Soğutma Ve Kanunlara Uymamaya Tahrik gösterilebilir.

            Ülkemizde internetin yönetiminde yer alan yetkili ve sorumluların başında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı gelir. Bu bakanlığa bağlı olarak kurulan İnternet Geliştirme Kurulu, bakanlığa danışmanlık görevini yürütmekte, Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurumu ise İnternet Geliştirme Kurulu kararlarının icrasını yerine getirmektedir.

            Hakimler, Savcılar Kurulu tarafından konu ile ilgili olarak yeni ihtisas mahkemelerinin kurulmasına ilişkin kararları 30 Kasım 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu karar uyarınca bilişim suçları ile ilgili Bilişim Mahkemeleri ihdas edildi. Burada kanun koyucu Bilişim mahkemesinin amacını şu şekilde açıklamıştır: “Ağır ceza ve asliye ceza mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede bilişim ile ilgili suçlardan kaynaklanan dava ve işlerin niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, mezkûr dava ve işlerde iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.”

Yine 23.05.2007 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” ile içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlenmiştir. Yani 5651 Sayılı Kanun ile internet ortamında yapılan yayınların kontrol altına alınması ve işbu yayınlar yoluyla işlenen suçlar ile nasıl mücadele edileceğini düzenlemektedir.

Görüleceği üzere kanun koyucu konu ile ilgili olarak tedbirler almaya devam etmekte ve uyuşmazlıkların alanında uzman kişiler tarafından çözüme kavuşturulması için gayret göstermektedir. Bilişim hukuku alanında çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü için yasal düzenlemeler kadar başkaca yöntemlere de ihtiyacı vardır. Bunlar; Bilişim Hukukunun ilgi alanına giren konularda kullanıcıların farkındalığının artırılması, bilinç eğitimlerinin verilmesi, eğitim düzeyinde müfredatlara konulması ve ulusal anlamda kamu spotlarına konu edilmesi bu alanda alınacak önlemleri daha işlevsel hale getirecektir.

Av. Kürşat ERGÜN

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilişim Hukuku

Akıllı Sözleşmeler ve Uygulanması

Avatar

Published

on

Akıllı sözleşmeler, sözleşmenin müzakere sürecini ve edimlerin yerine getirilmesini kolaylaştırmak, doğrulamak veya sağlamak üzere tasarlanmış bir bilgisayar protokolü olarak tanımlanmaktadır. Başka bir ifadeyle akıllı sözleşmeler; günümüzde özellikle klasik sözleşmeler hukuku açısından değerlendirildiğinde, bir sözleşme olmayıp niteliği itibariyle merkezi olmayan bir anlaşma neticesinde tarafların sözleşmeye uygulanacak şartları belirlediği, kendiliğinden uygulanabilir nitelikte olan ve otomatik hale getirilen sözleşmenin taraflarca ifasına yönelik uygulamanın bir zaman damgası ile bağlandığı dijital nitelikli sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda teknik altyapısı, düzenlenme ve uygulanma süreci dikkate alındığında akıllı sözleşmeler, bilinen geleneksel sözleşmelerden farklı olmaktadır. Nitekim geleneksel sözleşmeler; hukuk sistemlerinin ve iş hayatının oldukça önemli bir parçası olarak yıllardır tarafların vaatlerini, yükümlülüklerini ve haklarını düzenleyen araçlar olarak varlığını devam ettirmektedir. Ancak bir sözleşmenin ortaya çıkması, taslak bir metne imza atılması için harcanan birkaç dakikadan, pazarlıkların anlaşmazlık ve kimi zaman güvensizlikle devam ettiği haftalar ve belki aylar alan bir süreyi gerektirebilmektedir. Bu bağlamda sözleşmeler, ilk cümlenin yazılmasından başlayarak son cümle ile birlikte sözleşme konusunun hayata geçmesine kadar devam eden bir süreçtir.

Hayatın her anının hızlandığı ve bilişim teknolojileriyle kontrol altına alındığı günümüzde, bir sözleşmeden alınacak verim her zaman yüz yüze olmamaktadır. Dolayısıyla bir sözleşmenin hazırlanmasından tamamlanmasına kadar geçen sürede ortaya çıkan zaman kaybı, iş yükü, maliyet ve güven testleri, bugün gelişmekte olan teknolojilerle aynı sayfada yer almamaktadır fakat bir sözleşmenin işlevlerini ve garantilerini taşımakla birlikte bugünün teknolojisinde kendini var edebilen çözüm, akıllı sözleşmeleri göstermektedir.

Öte yandan akıllı sözleşmeler ilk ortaya çıktığı dönemde geleneksel ve hukuki anlamda sözleşme işlevini yerine getirme maksadı ile yaratılmamışsa da günümüz gereklilikleri ve hızla gelişen Blokzincir teknolojisiyle tarafların anlaşmalarını otomatikleştirme yolunu açmaktadır. Bu kapsamda, geleneksel sözleşmelerin yaratılması ve yürütülmesindeki pek çok süreç ortadan kalkmakta; oldukça şeffaf ve net bir işlem süreci oluşmaktadır. Fakat temelde bilgisayar kodlarından oluşan akıllı sözleşmelerin, doğal bir dilde yazılmış olmaması ve hukuki niteliğinin belirsiz olması, bu teknolojinin regüle edilmesi, doğru şekilde kullanılması ve kullanıcıların korunması yönünden tartışmalara neden olmaktadır.

Akıllı Sözleşme ve Uygulanması

Akıllı sözleşmeler, diğer sözleşmelerde olduğu gibi bir anlaşmanın koşullarını belirlemektedir. Fakat geleneksel bir sözleşmenin aksine, akıllı sözleşmenin koşulları Ethereum gibi bir blok zincirinin üzerinde çalışan kodlar şeklinde yürütülmektedir. Esasen, iki ya da daha fazla taraf arasında önceden belirlenmiş koşulların yerine getirilmesi karşılığında otomatik aksiyonların işletildiği bilgisayar programları olarak adlandırabileceğimiz akıllı sözleşmeler, aracıları ortadan kaldırarak süreçlerin otomatik, hızlı ve daha az maliyetle işletilmesini sağlamaktadır. Blokzincirin en kritik bileşenlerinden biri olan akıllı sözleşmeler, blokzincir teknolojisinin sahip olduğu güvenlik, değiştirilemezlik ve şeffaflık gibi karakteristik özellikleri taşımaktadır. Ayrıca akıllı sözleşmeler, kredi ve sigortadan lojistik ve oyunlara kadar çok yönlü eşler arası işlev sunarak geliştiricilerin blokzincirinin sunduğu güvenlik, güvenilirlik ve erişilebilirlikten faydalanan uygulamalar oluşturmasına olanak tanımaktadır. Aynı zamanda ethereum gibi bir blok zinciri üzerinde çalıştığından güvenlik, güvenilirlik ve sınır tanımayan bir erişilebilirlik sunmaktadır.

Akıllı Sözleşmelerin uygulanabilmesi için esas olan yazılım olmaktadır. Zira yazılım bir anlamda sözleşme hükümleri yerine geçmektedir. Bu hususta yazılımların akıllı sözleşmeler için kanun niteliği taşıdığını söylemek doğru olacaktır. Örneğin, taşınmaz alım-satımında akıllı sözleşmeleri kullanmak suretiyle gerçekleştirme yapabilme imkanı bulunmaktadır. Taraflar karşılıklı olarak akıllı sözleşme yapma konusunda anlaştıkları takdirde sözleşmeyi imzaladıkları andan itibaren bu sözleşme blok zincirine dahil olacaktır. Bu adımdan sonra para satıcının hesabına geçtiği anda, tapu da otomatik olarak alıcıya devredilecektir. Bu bağlamada yapılması gereken yalnızca alıcı tarafından paranın satıcının hesabına gönderilmesi olmaktadır. Bu işlem gerçekleştikten sonra sistem bunun teyidini aldığı anda, tapu devrini herhangi bir ek işleme gerek duymaksızın otomatik olarak gerçekleştirecektir. Böylece aracı kurumlara ya da üçüncü kişilere ihtiyaç kalmayacak; dokümantasyon, onay veyahut işlem süreçleri hızlanmış olacak ve her bir işlem kaydı Blokchain sisteminde yer aldığından değiştirilemez kesin delil haline gelecektir.

Akıllı Sözleşmelerin Özellikleri

Akıllı Sözleşmelerin temel özellikleri kısaca;

  1. Akıllı sözleşmeler elektronik ortamda düzenlenirler.
  2. Akıllı sözleşmeler bilgisayar programlarıdır.
  3. Akıllı sözleşmeler şarta bağlı bir içeriğe sahiptir.
  4. Akıllı sözleşmeler otomatik olarak uygulanır.
  5. Akıllı sözleşmeler kurulduktan sonra değişiklik yapılması mümkün değildir.
  6. Akıllı sözleşmeler;blokzinciri altyapısında çalışan, yazılım kodu parçalarıdır.
  7. Akıllı sözleşmeler, oluşturulduktan sonra izlenmeye gerek duymadan otomatik olarak çalışır.
  8. Akıllı sözleşmeler; merkezi otoriteden bağımsız, dağıtılmış yapıdadır.

Temel özelliklerinden de anlaşılacağı üzere, teknik altyapısı, düzenleme ve uygulama süreci göz önüne alındığında Akıllı Sözleşmelerin geleneksel sözleşmelerden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Fakat akıllı sözleşmeler her ne kadar farklı bir teknolojik altyapı üzerine kurulsa da hukuki geçerliliğinin ve dolayısıyla güvenli bir şekilde uygulanabilirliğinin sağlanması maksadı ile hukuken klasik anlamda bir sözleşme olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

Akıllı Sözleşme ile Geleneksel Sözleşme Arasındaki Farklar

Akıllı sözleşmeler yoruma açık olmayan kesinlik arz eden sözleşmeler olup, geleneksel sözleşmeler genel olarak yoruma açık sözleşmelerdir.

Akıllı sözleşmeler blokchain alt yapısı sayesinde aynı evrakları bir çok kez yedekleme imkanı sağlamaktayken, geleneksel sözleşmeler fiziki ortamda saklanması sebebi ile yedekleme imkanı olmamaktadır.

Akıllı sözleşmeler daha hızlı ve daha ekonomik bir işlem imkanı sağlamakta ve bu şekilde hataların önüne geçmekte olup, geleneksel sözleşmeler manuel olarak hazırlandığından sehven hatalara maruz kalmaktadır.

-Akıllı sözleşmeler aracı kurumun gerekliliğini ortadan kaldırmakta ve üçüncü kişiler tarafından müdahale edilme riskini engellemekte olup, geleneksel sözleşmelerin uygulanması için üçüncü kişilere ihtiyaç duyulmaktadır.

Akıllı sözleşmeler fazla zaman gerektiren evrak işlemlerini ortadan kaldırmakta olup, geleneksel sözleşmelerin uygulanması için birçok işleme ve dokümantasyona gerek duyulmaktadır.

Akıllı sözleşmeler maddi yönden tasarruf sağlamakta olup, geleneksel sözleşmelerde aracı kurumlara ihtiyaç duyulmakta ve birçok masraf ortaya çıkmaktadır.

Akıllı sözleşmeler müdahaleye gerek duyulmadan otomatik olarak gerçekleştirilmekte olup, geleneksel sözleşmelerde şatların gerçekleşmesi için kişilerin müdahalesine gerek duyulmaktadır.

Belirtildiği üzere akıllı sözleşmeler ile geleneksel sözleşmeler arasındaki fark; yürütülen süreçlerin otomatikleştirilmesi ile sözleşmelerin uygulanması süreci fark edilir oranda hızlanmış olacağıdır. Ayrıca, akıllı sözleşmeler; sehven yapılan hatalar ve benzeri unsurlar nedeniyle sözleşmenin ifasına engel olacak riskleri de ortadan kaldıracaktır. Sonuç olarak, teknolojinin günümüzde hızla gelişmesi ile işlemlerin hız kazanması ve e-ticaretin hayatımıza girmiş olması; dünya ekonomisinin bu gelişim ve değişime ayak uydurması ile birlikte akıllı sözleşmeler de bir zaruret olarak hayatımızda yer almaya başlamaktadır.

Avukat Begüm GÜREL & Stajyer Avukat İpek MENGİLLİ

Kaynaklar

  1. https://www.mondaq.com/turkey/fin-tech/1164422/ak305ll305-szle351meler-
  2. https://bctr.org/dokumanlar/Akilli_Sozlesme_Raporu.pdf
  3. https://dergipark.org.tr/tr/pub/inuhfd/issue/59427/852860
  4. https://uludag.edu.tr/dosyalar/hukukmalihukuk/g%C3%BCl%C5%9Fen%20gedik%20makaleler%2C/akilli_sozlesmeler.pdf
  5. https://search.trdizin.gov.tr/yayin/detay/410541/
  6. https://www.ozgunlaw.com/makaleler/blockchain-ve-akilli-sozlesme-nedir-243
Continue Reading

Bilişim Hukuku

Siber Saldırı ve Siber Suçlar

Avatar

Published

on

Teknolojinin ve erişilebilirliğin dünyada artması ile birlikte bilişim sistemlerine yönelik suçlar da artış göstermeye başlamıştır. Gelişen teknoloji ile birlikte hayatımızın her alanı internet ortamına taşındı. Bankacılık işlemleri, alışveriş, bilgi depolama ve bilgiye ulaşma gibi birçok alanda hayatlarımız siber ortamda devam edince Siber Saldırılara da çok sık rastlamaya başladık.

Hayatın her alanında köklü değişikliklere yol açan bilişim sistemleri ticaret, eğitim, iletişim, kamu hizmetleri ve özel sektörde olumlu gelişmelere yol açmış olsa da ne yazık ki kötü yönde de kullanılarak farklı suç tiplerinin doğmasına da neden olmuştur. Eski ve klasik olarak nitelendirebileceğimiz suçların yanında yeni ve farklı suç tipleri ortaya çıkmıştır. Bu yüzden pek çok ülke bilişim alanında yasal düzenlemeler yapmıştır.

Ülkemizde de bilişim suçlarına yönelik tek bir kanun yoktur. Onun yerine mevcut kanunlara bilişim suçlarıyla ilgili hükümler eklenmiştir. Türk Ceza Kanunu ve İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile Siber Suç ile ilgili düzenlemeler yapılmış, siber suçun ne olduğu ve hangi eylemlerin cezalandırılacağı belirlenmiştir.

TCK’da Düzenlenen Bilişim Suçları Nelerdir?

5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu), “Bilişim Alanında İşlenen Suçlar” başlığı altında tüm bilişim suçlarını 243 ile 245 maddeleri arasında düzenlemiştir.

5237 sayılı TCK’da düzenlenen bilişim suçları şunlardır:

  • Bilişim sistemine girme suçu (TCK m.243),
  • Sistemi Engelleme, Bozma, Erişilmez Kılma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçu (TCK m.244),
  • Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu (TCK m.245),
  • Yasak cihaz veya program kullanma suçu (TCK m.245/a).

Kanunumuzda bilişim suçları düzenlenmiş ayrıma tabi tutulmuştur. Her ne kadar böyle bir ayrım yapılmış olsa da gelişen teknoloji ile birlikte yeni suç tipleri çıkacaktır.

TCK da doğrudan bilişim suçu olarak nitelendirilebilecek suçlar bulunsa da bilişim sistemi aracılığıyla işlenebilecek genel suçlar da bulunmaktadır.

Dolaylı yollardan işlenen bilişim suçlarına örnek vermek gerekirse;

TCK 142/2-e hırsızlık suçunun bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenmesi,

TCK 158/1-f dolandırıcılık suçunun bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenmesi,

TCK 125/2 hakaret suçunun bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenmesi,

TCK 134 özel hayatın gizliliğinin bilişim sistemleri aracılığıyla işlenmesi gibi suçlar da bu kapsamda örnek olarak verilebilir.

Bilişim Sistemine Girme Suçu

“Bilişim sistemine girmek”, bir bilişim sisteminde bulunan verilerin bir kısmına veya tamamına, fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz yoluyla erişilmesidir. Erişimi gerçekleştirmek için gevşek güvenlik önlemlerinden faydalanılabileceği gibi, var olan güvenlik önlemlerindeki boşluklar da kullanılabilir.

Ağ üzerinden virüsler (komik resimler, kutlama kartları veya ses ve görüntü dosyaları gibi ekler halinde), truva atı (trojan horse), macro virüsü, solucanlar gibi kullanılarak veya sistemin açık kapıları zorlanarak giriş yapılabilir.

Bilgisayar veri ve sistemlerine yapılan izinsiz giriş, aynı zamanda, “bilgisayara tecavüz”, “kod kırma” ya da “bilgisayar korsanlığı” olarak da tanımlanmaktadır. Suçun, başkasına ait bilgisayarın açılarak içindeki verilerin görülmesi biçiminde olabileceği gibi bir ağ aracılığıyla bilişim sisteminde oturum açılması yoluyla da işlenebilir. Girmede, iletişimin kablolu veya kablosuz olması ile mesafenin yakın ve uzak olması arasında da fark yoktur.

Bir bilişim sistemine e-posta veya dosya gönderilmesi durumunda, bilişim sistemine girme söz konusu olmayıp yalnızca veri gönderildiğinden bu durum girme kapsamında düşünülemez. Mağdurun kişisel bilgisayarına ait işletim sistemine (windows, linux vs.), bir başka internet kullanıcısının, mağdurun rızası olmaksızın girmesi de suç oluşturacaktır.” (Yargıtay 8. Ceza Dairesi – Karar: 2015/2322)

Bilişim Sistemine Girme Suçunun Faili ve Mağduru kimdir?

TCK 243 Madde metninde; bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden “kimse” den bahsedilmekte olduğundan suçun failinin herkes olabileceği, bu kapsamda faile ilişkin bir sınırlama bulunmadığı görülmektedir.

Mağdur bakımından da özellik arz eden bir düzenleme yapılmamış olduğundan yine ilgili suç kapsamında, hukuka aykırı olarak kısmen veya tamamen girilen veya kalınmaya devam edilen bilişim sistemi üzerinde hak sahibi olan herkes bu suçun mağduru olabilecektir.

Bilişim Suçları ile Mücadele Nasıl Yapılır?

“Bilişim Suçlarına karşı mücadele etmek için alınabilecek önlemler:

  • Şirketinize veya şahsınıza ait bilgisayarınız ile özel güvenlik önlemleri almadan internete bağlanmayın.
  • Bilgisayarların işletim sistemlerini güncel tutun
  • Lisanslı bir virüs programı kullanın.
  • Her ne kadar önlem almış olsanız da internet ortamında %100 güvenliğin hiçbir zaman sağlanamayacağını unutmayın! 
  • İnternet de tanıştığınız kişilere şahsınız, aileniz, adres, telefon, işiniz gibi konularda şahsi bilgilerinizi vermeyin.
  • İnternet ortamında tanıştığınız kişilere kredi kartı bilgilerinizi vermeyin. Hatta internet ortamında sizin tanıdığınız kişilerin de hesabının da hacklenebileceğini dikkate alarak yazılan mesajlara şüphe ile yaklaşarak cevap verin.
  • İnternet üzerinden yapılan yazışmalarınızda karşınızdaki şirketlerle özel bir yöntemle yazışırsanız birlikte ticaret yaptığınız şirketlere asılsız bilgiler veya sizi kötüleyici bilgiler gönderilse bile karşı taraf bunun sizden gelmediğine emin olur.
  • Asla güvensiz isimsiz sitelerden ve  SSL sertifikası olmayan sitelerden alışveriş yapmayın.” EGM

Bilişim Suçları Suç Duyurusu Nasıl Yapılır?

  • Yasa dışı web sayfaları  ile ilgili şikâyetlerinizi 155@iem.gov.tr e-mail ihbar adresine bildirebilirsiniz.
  • Şahsınız ile ilgili şikâyetçi olduğunuz konular ile ilgili elde edebildiğiniz tüm deliler ile birlikte en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek şikâyetçi olabilirsiniz. Şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak suç delillerinin tespiti için gerekli emniyet birimlerine müzekkere yazılmasını akabinde iddianame düzenlenmek suretiyle kovuşturmanın yapılmasını talep edebilirsiniz.

Avukat Asile Betül YAYLA

Continue Reading

Bilişim Hukuku

Unutulma Hakkı

Arb. Av. İpek BİTER GÜNDÜZ

Published

on

Uzun zamandır hayatımızda olan teknolojik gelişmelerin yaşamımızı kolaylaştırdığı su götürmez bir gerçek. İnternet, bilgisayar, akıllı cep telefonları, tabletler sayesinde aradığımız ve hatta aramadığımız her şeyi elimizin altında bulabiliyoruz. O kadar ki; yıllar geçse dahi internet ortamında yayımlanan içerikler silinmiyor, yıllar sonra dahi karşımıza çıkabiliyor.

İşte “unutulma hakkı” düzenlemesi tam da burada ihtiyaç duyulan bir durum. Yabancı hukuk kaynaklarında “the right to oblivion” ya da “the right to be forgotten” olarak geçen unutulma hakkı, kişinin internet aramaları sonucunda adıyla ilgili çıkan haber, fotoğraf, video, bilgi veya belge gibi herhangi bir verinin artık arama sonuçlarında olmasını istememe hakkıdır.

Malumunuz, insanlar hayatlarında birçok şey yaşar, tecrübe edinirler. Bu yaşanmışlıklar her zaman olumlu olmak zorunda değildir ve bir kimsenin hayatında yalnızca olumlu tecrübe edinmiş olmasını beklemek de hayatın olağan akışına aykırıdır.

Kişiler geçmişlerinde yaşadıkları durumları gerçek olsa dahi internette içerik (ses, görüntü, video, haber vs.) olarak tüm insanlığın görmesini, bilmesini, istemeyebilirler. Unutulma hakkı ile beraber, dijital hafızada yer alan ve ilgili kişiye ait istenmeyen ve rahatsız edici her türlü kişisel içeriğin ilgili kişinin istemi üzerine ortadan kaldırılması mümkündür. Bu o kişinin/kişilerin kendilerine önyargı duyularak yaklaşılmasını önlemek, itibarlarının zedelenmemesi, şeref ve haysiyetlerini korumak, hayatlarına normal bir şekilde devam edebilmeleri için bu içeriklerin kaldırılmalarını istemeleri son derece doğaldır. Bu hak, aynı zamanda bireylerin kendi kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesi ve kişisel verilerin kendisi aleyhine kullanılmasının önlenmesini de sağlamaktadır. Şüphesiz ki; sosyal medya ve internet kullanımının yaygınlaşması ile beraber çoğu zaman özel bir çaba ile ulaşılabilen (özellikle olumsuz bilgi ve değerlendirmeler içeren) kişisel verilerin kolayca erişilebilir hale gelmesi; kişilerin saygısının ve öz değerinin kaybına yol açmaktadır.

Bir diğer deyişle; unutulma hakkı, üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan, geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkıdır. Unutulma hakkının kullanılması sayesinde daha önce izah olunan tüm bu tehditlere karşın, verilerin erişimden kaldırılması talep edilebilir ve arama motorunda gerçekleştirilen arama sonucunda verilere ulaşımın engellenmesini sağlanabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Devletin temel amaç ve ödevleri” başlığı altında düzenlenen 5. maddesinde “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” ifadesi ile devlete pozitif bir yükümlülük yüklenmiştir. Devletimiz in, kişilerin yaşamlarında maddi bütünlüğünü koruma yükümlülüğü altında olduğu gibi manevi olarak da iyi bir ortam oluşturmak adına yükümlülüğü vardır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi bütünlüğü” başlığı altında 17.maddesinin 1. fıkrasında “herkes yaşama maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” ibaresi mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;  20. Maddesinin üçüncü fıkrasında da açıkça ifade edildiği gibi “kişiler kendileri ile ilgili kişisel verilerinin korunmasını, silinmesini, kaldırılmasını talep etme hakkına sahiptir.”

“Unutulma hakkı”na ilişkin daha somut bir yasal düzenleme ise 5651 Sayılı İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN’un “Sayılı İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” başlıklı 9. Maddesinde “İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini de isteyebilir.” ibaresi ile mevcuttur.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında da kanunun 7. Maddesinde “Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir.” Düzenlemesi mevcuttur.

Yasal mevzuatta da belirlendiği üzere; Devletimiz, gerektiğinde kişilerin geçmişlerini silerek geleceklerinde onlara yeni bir sayfa açmalarını sağlama yükümlülüğü altındadır. Dolayısıyla “unutulma hakkı, kişilerin manevi varlıklarını geliştirmelerine bir fırsat vermek açısından devletin pozitif yükümlülüğünün bir sonucudur” denilebilir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 03.03.2016 tarihli 2013/5653 başvuru sayılı dosyasında almış olduğu kararda “unutulma hakkı”nın kriterlerini şu şekilde belirlemiştir:

“… Unutulma hakkının İnternet gazete arşivlerindeki her türlü haber yönünden uygulanmasını beklemek mümkün değildir. Nitekim özellikle basın özgürlüğü temelinde gazete arşivinin araştırmacılar, hukukçular veya tarihçiler için önem taşıyan veriler olduğu açıktır. Bu durumda bir İnternet haberinin unutulma hakkı kapsamında İnternetten çıkarılabilmesi için;

yayının içeriği,

yayında kaldığı süre,

ncelliğini yitirme,

tarihsel bir veri olarak kabul edilememe,

kamu yararına katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık tutan niteliği)

habere konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı,

haber veya makalenin konusu, bu bağlamda haberin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği,

halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi hususların her somut olay açısından incelenmesi gerekmektedir.

Haber değeri olan içeriklerle ilgili olarak ise; unutulma hakkı kapsamında talepte bulunan kimsenin isminin silinmesi, yalnızca baş harflerine yer verilmesi veya paylaşılan fotoğrafta yüzünün veya gözlerinin kapatılması, birtakım uygulamalar ile kamufle edilmesi hususları düşünülebilir.

Yargıtay, konuya ilişkin pek çok emsal kararında gerekçeleri belirtildiği üzere unutulma hakkını şu şekilde tanımlamıştır: Unutulma Hakkı; insanlar hakkında, basında, yazılı, görsel/işitsel medya veya internet medyasında, kısacası kitle iletişim araçları üzerinde; kişilerin geçmişine dair kişisel verilerine, kişiler hakkında geçmişte hukuka uygun yollar ve gerekçelerle (tam anlamıyla eksiksiz ve doğru olarak sunulsa dahi) paylaşılmış bilgi, haber veya yorumlara isteyen herkesçe her an ulaşılabilecek olmasının engellenmesi yönünden hukuken korunan menfaat olarak adlandırılabilir.

Yargı organlarının; internet arşivinde kişilerin şeref ve saygınlığına yönelen, kişilerin özel hayatı ve kişisel verilerinin kamu yararına katkı sağlamayacak şekilde işlendiği görülen, güncelliğini yitiren, her an toplumun erişimine açık halde bulunan ve tarihsel bir veri olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılan yayınlar hakkında; makul, haklı ve ispatlanabilir taleplerde bulunulması halinde, ifade ve basın özgürlüğünün özüne halel getirmemek şartıyla, “kişisel verilerin korunması” ve “unutulma hakkı” kapsamında “erişime engellenmesi” yönünde kararlar verebileceği değerlendirilmektedir.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir;

“…Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır.

Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir…”

Yukarıda yapılan açıklamalar ve genel ilkeler bağlamında somut olay değerlendirildiğinde;

Başvuruya konu haberlerin ilk kez yayınlandıkları tarihte, her hangi bir eleştiri veya yorum yapılmaksızın internet üzerinde yorumsuz biçimde yayınlanmalarının, olay tarihinde kişilik haklarına karşı bir saldırı veya ihlal içermediği, bu haliyle ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceği,

Başvuranların beraat etmeleri sonucu, aradan geçen dokuz yıl sonra, haberin güncellik” değerini yitirdiği, dolayısıyla haberin o tarihte gerçeklik ve doğruluk” kriterlerini karşılamasının artık bir önemi kalmadığı,

Habere konu olan yargılama sürecinin tüm aşamalarıyla sona ermesiyle birlikte, habere konu olan kişiler için haksızlık içeren durumun, toplum tarafından öğrenilmesinin, geçmişte gerçeklik ve doğruluk payı varmış gibi ifşa edilmesi anlamına gelebileceği, dolayısıyla adı geçen habere istenildiği zaman ulaşılmasının, toplum açısından yanlış algılamaya yol açabileceği,

Başvuranların beraatle sonuçlanan bir yargı sürecinde gözaltına alınması ve tutuklanması süreçlerine dair haberin basının arşivinde bulunmasının, haberin kamu yararı için gelecekte hatırlanması veya istatistiki açıdan değerlendirilmeye alınması gibi işlevi de taşımadığı, dolayısıyla haberin yayında kalmasının, toplumun ilerlemesi, gelişmesi için bir katkı sağlamayacağı gibi, kamu yararına toplum hafızasında yer etmesi gibi bir etkisi de olmadığı,

Haberin içeriğini oluşturan kişilerin; toplumu temsil ve topluma hizmet etme gayesiyle seçilmiş veya atanmış siyasilerden olmadığı gibi, topluma kendini anlatma ve toplumu aydınlatma gayesiyle eser veren sanatçılardan veya aydınlardan da olmaması nedeniyle, suç geçmişlerine dair bilgilerin kamuyu ilgilendirmediği, ayrıca bu bilgilerin sadece devletin belirli organlarınca kayıt altında tutulabileceğinin,

Başvuranların isimlerinin ad ve soyadı şeklinde açıkça yazılması suretiyle “örgüt, fuhuş ve insan ticareti” gibi kelimelerin yanında anılmaya devam etmesinin, şeref ve haysiyetlerine karşı bir eylem olduğu gibi, bu nedenle gözaltına alındıkları bilgisinin arşivlenmesinin kişisel verilerin izinsiz olarak işlenmesi ve yayınlanması anlamına geleceği,

Yukarıda yer alan değerlendirmeler karşısında, başvuranların istememesine rağmen, geçmişlerinde yer eden olumsuz tecrübelere dair haberlere, toplum tarafından istenen her anda kolaylıkla ulaşılmasının başvuranların kişilik haklarını zedelediği, sonuç ve kanaatine varıldığından,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, kanun yararına bozma isteminin CMKn 309/4-a gereği KABULÜNE, itirazın reddine ilişkin İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 03/05/2016 tarihli ve 2016/1365 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi – Karar : 2017/5325).

UNUTULMA HAKKINDAN FAYDALANMA BAŞVURU SÜRECİ

Unutulma hakkından faydalanma talebinde görevli makam SULH CEZA HAKİMLİĞİ olup konuya ilişkin yetki hususu yoktur. Talepte bulunan kimse, dilediği yer Sulh Ceza Hakimliği’nden içeriklerinin silinmesini talep edebilir.

Talep dilekçesinde; içeriklerin neye ilişkin olduğu ve unutulma hakkı talebinde bulunulma sebebiyet almalıdır. Burada üzerinde durulması gereken önemli bir husus vardır ki o da; talep dilekçesinde unutulma hakkı kapsamında silinmesi talep olunan websitelerinin linklerinin  de eksiksiz olarak eklenmesidir.

İstanbul özelinde ve uygulamaya yönelik olarak bir bilgi verecek olursak; ön büroya başvuru dilekçenizi sunarken; unutulma hakkı kapsamında silinmesi talep olunan websitelerinin linklerini maddeler halinde ayrı bir dosyada USB bellek ya da CD içerisinde verilmesi talep edilmektedir.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2023 Adalet Medya Hukuk ve Adalet Dergisi